Yabancı Parayla Defter Tutmanın Olumlu ve Olumsuz Yönleri*

10 Nisan 1926 tarih ve 805 sayılı "İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkında Kanun"un 1. maddesine göre "Türk tabiiyetindeki her türlü şirket ve müesseseler, Türkiye dahilindeki her türlü işlem, sözleşme ve yazışmalarını, hesap ve defterlerini Türkçe tutmaya zorunludur".. 22. Nisan 1926 tarih ve 353 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 805 sayılı Kanun'un bu hükmüne uymamak, özel yaptırıma da bağlanmıştır. Kanunun 7. maddesinde bu hükme uymayanlar için ağır para cezası ve ticaretten süreli men cezası öngörüldükten başka, 4. maddede "bu hükme aykırı hareket edilmesi halinde yabancı lisanda düzenlenmiş belgelerin ilgili şirket ve müessese lehine dikkate alınamayacağı"nı da hükme bağlanmıştır.

Bilindiği üzere, Vergi Usul Kanunu’nun 215 inci maddesinde, bu Kanuna göre tutulacak defter ve kayıtların Türkçe olması gerektiği belirtilmiş, defter ve belgelerin Türk Lirası üzerinden oluşturulması yönünde herhangi bir hükme yer verilmemişti.5228 sayılı Kanun’un (RG. 31.7.2004 -  25539) 7 nci maddesi ile 31.7.2004 tarihinden geçerli olmak üzere VUK nun 215 inci maddesi başlığıyla birlikte değiştirilmiştir.Dilerseniz  bu kanunun maddelerine bir göz atalım.

 

Bu Kanuna göre tutulacak defter ve kayıtların Türkçe tutulması zorunludur. Ancak, Türkçe kayıtlar bulunmak kaydıyla defterlerde başka dilden kayıt da yapılabilir. Bu kayıtlar vergi matrahını değiştirmeyecek şekilde tasdik ettirilecek diğer defterlere de yapılabilir.

Kayıt ve belgelerde Türk para birimi kullanılır. Belgeler, Türk parası karşılığı gösterilmek şartıyla, yabancı para birimine göre de düzenlenebilir. Şu kadar ki yurt dışındaki müşteriler adına düzenlenen belgelerde Türk parası karşılığı gösterilme şartı aranmaz.

İlgili dönem defter tasdik tarihi itibarıyla ödenmiş sermayesi (yurt dışında kurulan şirketlerin Türkiye'ye ayrılan ödenmiş sermayesi) en az 100 milyon ABD Doları ya da muadili döviz  karşılığı Türk Lirası ve sermayesinin en az % 40'ı ikametgâhı, kanunî ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan kişilere ait olan işletmelere, kayıtlarını Türk para birimi dışında başka bir para birimiyle tutmalarına Bakanlar Kurulunca izin verilebilir. Bakanlar Kurulu, bu had ve nispeti sektörler itibarıyla ayrı ayrı yarısına kadar indirmeye veya iki katına kadar artırmaya yetkilidir. Bu şartların ihlâl edildiği hesap dönemini izleyen hesap döneminden itibaren Türk para birimine göre kayıt tutma zorunluluğu başlar.

Türk para birimiyle yapılan işlemler, işlemin gerçekleştiği günün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kuruyla ilgili para birimine çevrilir. İktisadî kıymetlerin değerleri ile vergi matrahı kayıt yapılan para birimine göre tespit edilir, beyannamenin verilmesi gereken ayın ilk gününün kuruyla Türk parasına çevrilerek beyan edilir. Vergi ödeme, mahsup ve iade işlemlerinde de Türk Lirası tutarlar kullanılır.

Bu mükellefler, diğer para birimleriyle kayıt tuttukları sürece mükerrer 298 inci maddenin (A) fıkrası uyarınca enflasyon düzeltmesi yapamazlar. Türk para birimiyle kayıt yapmaya başlamaları halinde ise üç yıl süreyle anılan madde hükmünden yararlanamazlar.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir karşılaştırma yapacak olursak VUK’un 215 inci maddesinin eski şekline göre; VUK’a göre tutulacak defter ve kayıtların Türkçe tutulması mecburi olduğu gibi bu mecburiyet karşısında, defterlere Türkçe dışında herhangi bir dilden veya para birimi üzerinden kayıtlar yapılması da mümkün değildi. Ancak, defter ve kayıtların Türkçe tutulması gerekliliğine rağmen, belgelerin Türk para birimine göre düzenlenmesi gerektiğine yönelik VUK’ta herhangi bir hüküm bulunmamaktaydı. Bu durum, özellikle yabancı para birimi üzerinden fatura düzenlenip düzenlenmeyeceği hususunda tartışmalar yaratmaktaydı.

 

Görüldüğü gibi bu defterlerde Türkçe ifadeler yanı sıra yabancı dilde ifadeler de bulunabileceği, yabancı dildeki ifadelerin, vergi matrahı değişmemek kaydıyla başka bir tasdikli paralel defterde de yer alabileceği hususlarına açıklık getirilmiştir.Yani başka bir deyişle 5228 sayılı Kanun’la VUK’un 215 nci maddesine eklenen fıkralar neticesinde; defterlere Türkçe kayıtlar bulunmak kaydıyla başka dilden kayıt da yapılabileceği, yabancı para birimi ile belge düzenlenebileceği  imkânı sağlanmıştır.

 

VUK nun 215 inci maddesinde yapılan yukarıdaki değişiklikler sonucunda, aşağıdaki esaslar yasa hükmü niteliğini taşımaktadır.

 

-              Belgelerin döviz para  birimi üzerinden düzenlenmesi mümkündür.

-              Döviz para birimi üzerinden düzenlenen belgelerde, bu döviz tutarının Türk parası karşılığının da gösterilmesi esastır.

-              Ancak belge muhatabı yurt dışında mukim ise, döviz tutarı  üzerinden düzenlenen belgelerde, bu paranın Türk Parası karşılığı gösterilme şartı aranmaz.

 

Bu düzenleme ile beraber yabancı para üzerinden defter tutabilmek, yabancı sermayenin Türkiye’ye gelmesini teşvik edecek olmasının yanında, ihtiyaç duyanlar için (gerekli şartları taşıması kaydıyla) kayıtlarını doğrudan döviz üzerinden oluşturup çift muhasebeden ve enflasyon muhasebesinden kurtulmak şeklinde de önemli bir avantaj sağlamaktadır.Bunların yanı sıra bağlı  kayıtlarını yabancı para birimi ile tutanlar, iktisadi kıymetleri ile vergi matrahlarını da yabancı para birimi üzerinden tespit edeceklerdir. Dolayısıyla bu işletmelerde 'kur farkı' sorunu, yabancı para değerlemesi' gibi sorunlar olmayacak ve kur farkı gelirinden dolayı matrah oluşmayacaktır. Öte yandan bu yabancılık unsuru taşıyan şirketlerin imal ettiklerini iç piyasaya döviz üzerinden uzun vadelerle vermeleri halinde, kur farkları KDV'ye tabi olmayacağı için, yabancılık unsuru taşıyan şirketler lehine haksız rekabete de yol açacaktır. Bu noktada bu mükellefler ile defterlerini Türk parası üzerinden tutanlar arasında büyük bir eşitsizlik ve adaletsizlik oluşacaktır. Bu adaletsizliğin giderilmesi için, ikinci grup mükelleflerde de kur farkı gelirlerinin vergi gelir/kurumlar vergileri ve KDV matrahının dışına taşınması veya belli ölçütleri tutturan herkese yabancı para üzerinden kayıt tutma olanağının sağlanması gerekmektedir.

 

Sonuç olarak eknomik ve Ticari alanlardaki hızlı gelişme ve dış dünyaya açılmanın sonucu yurt dışındaki müşterilerle ve yurt içindeki yatırımcılarla faaliyetlerimizi adeta iç içe sürdürüyor olmamız sonucu ticari işlemlerimizin içine yabancı paranın yanında yabancı dilde terimler kavramlar da girmiştir. Dolayısı ile kayıt ve belgelere bunları yansıtmak açısından getirilen bu düzenleme isabetli olmuştur.

 

* Cihan Ataş